“Taş devri niçin sona ermiştir biliyor musunuz? Taşlar tükendiği için değil, kafalar ve zihin haritaları değiştiği için..!”

İlhan Ürkmez
Yazar, Danışman ve Eğitimci

Bir kafese beş maymun koyarlar.

Ortaya da bir merdiven, merdivenin tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde, kafesin üstünden buz gibi soğuk su dökerler.

Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde, buz gibi soğuk suyla ıslatılır. Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam olurlar.

Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır. Maymunlardan biri açlığını gidermek için kafesin tepesinde ipte asılı olan muzlara yöneldiğinde, kafesteki diğer maymunlar bu maymunu alaşağı ederler ve bir güzel döverler. Çünkü artık şunu çok iyi bilmektedirler; muzları almaya içlerinden hangi maymun teşebbüs ederse etsin başarılı olamamaktadır. Buz gibi soğuk su tepelerinden aşağıya dökülmektedir.

Bir süre sonra maymunlar, bu gerçeği kabullenmiş olarak kafesin içinde yemek istedikleri ama yiyemeyeceklerini de çok iyi anlamış oldukları muzlara bakarak dolaşmaya başlarlar.

Daha sonra, kafesteki bu maymunlardan biri dışarıya alınıp yerine yeni bir maymun adı;  “A” olsun, koyarlar.

Kafese yeni gelen maymunun ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur; fakat diğer maymunlar buna izin vermezler ve yeni gelen maymun A`yı engellemeye çalışırlar. Yeni gelen maymun kafeste kendisinden önce var olan diğer dört maymun tarafından neden engellendiğini anlayamaz. Karnı acıkan bu yeni gelen maymun birazdan bir deneme daha yapar. Fakat, bu deneme ona pahalıya patlar. Çünkü; diğer maymunlar tarafından daha merdivene ulaşmadan yine engellenir ve oracıkta bir güzel dövülür.

Kafese yeni gelen ve dövülen maymun neden diğer maymunlar tarafından dövüldüğünü bir türlü anlayamaz. Her denemesinde dövüleceğini anlamış olduğundan artık oda diğer dört maymun gibi karnı feci şekilde acıkmış olduğu halde asılı duran muzlara uzaktan bakarak kafesin içinde dolaşmaya başlar.

Bir süre sonra ıslanmış maymunlardan biri daha kafesin dışına alınır ve yerine yeni bir maymun adı;  “B” olsun, koyarlar

Kafese yeni gelen maymun B, kafese girer girmez ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur. Tabi ki merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer…

İşin en ilginç yanı ise bu ikinci maymun B` yi en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymun A` dır.

Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun adı;  “C” olsun, ilk atağında cezalandırılır.

Yeni gelmiş iki maymun A ve B, en yeni gelen maymun C`yi niye dövdükleri konusunda hiç bir fikre sahip değillerdir.

Son olarak, en önce ıslanan maymunlardan ikisi de yenileriyle D ve E değiştirilir.

Kafese en son gelen bu iki maymun, muzları görünce hemen merdivene koşarlar. Fakat, kafese bu iki maymundan daha önce gelipte aynı hareketi yaptıklarında önceki diğer maymunlar tarafından dövülen ve niçin dövüldüklerini bilmeyen maymun A, B ve C, bu yeni gelen maymun D ve E`yi,  kendileri daha önce nasıl dövüldülerse aynen o şekilde döverler.

Fakat, çok ilginçtir, kafese en son gelen bu iki maymunu, kafese onlardan önce gelipte daha öncekiler tarafından dövülen maymunların niçin dövdükleri konusunda en ufak fikirleri yoktur.

Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde, artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.

Neden mi?

Çünkü; burada işler böyle gelmiş böyle gitmektedir…

Ben, bugüne kadar onlarca şirkete verdiğim danışmanlık ve eğitim hizmetlerimde ve şu ana kadar bir çok şirkette, okullarda, üniversitelerde, binlerce kişiye eğitim vererek konuşma yaptığım ortamlarda “Beş Maymun Hikayesi” ni çok yaşadım ve gördüm.

Bu hikayede ki olaya benzer olaya bir çok okurum yabancı değildir. Bu dünyada bazı toplumlar, bazı ülkeler, bazı şirketler ve hatta insanlar bu olaydakine benzer beş maymun hikayesinde ki kültüre, davranışa ve düşünce yapısına sahiplerdir.

Sokrates,“Sorgulanmayan yaşam yaşanmaya değmez” diyor. Yaşamı sorgulamayan, yaptığı işi sorgulamadan yapan ve bu hikayede ki gibi davranıpta niçin öyle davrandığını düşünemeyen insanlar, yaşadıkları hayatı ne kadar hak ederek yaşayabilirler ki…

Seni geçmişe hapseden akıl kirliliğinden kurtul. Akıl kirliliği; sorgulama yetersizliği ile başlar, geçmişin tarihi geçmiş ve kokuşmuş bilgilerine takılıp gelişir ve çağdaş düşünceye kendisini kapatmasıyla son bulur.

Unutmayın..!

Ya çaresizsinizdir, ya çare  siz` sinizdir.
Ya ümitsizsinizdir, yada ümit  siz` sinizdir.

Kendinizin ümidi “siz” olun. Sonra da başkalarının ümidi olmaya çalışın.

Bugünün problemlerini hiç bir zaman geçmişin yaklaşımlarıyla çözemezsiniz. Zaten bugün yaşadığın problemin doğmasına sebep olan da geçmiş düşünce şeklindir. Yanlış tirene bindiyseniz, koridorda ters tarafa yürümenin size hiç bir faydası yoktur.

Başarıda başarısızlıkta sana bağlıdır. Çünkü; olaya bakış açın sonucu belirler. Sonucu belirleyen zihin haritan ve geçmişte edindiğin tecrübe ve deneyimin seni olumsuzluğa ve başarısızlığa götürüyorsa kurtul ondan, değiştir onu…

Herşey sende başlar ve yine sende biter. İçinde bulunduğun ortamda herkes benzer düşüncedeyse hiç kimse fazla düşünmüyor, demektir. Farklılığını bil ve ortaya koy. Anahtar aramak yerine anahtar olmaya çalış. Denemekten yorulma.Yarın, bugünle birlikte yönetilir. Bugüne hükmet ve  bugünü yönet…

Sen istemedikçe ve izin vermedikçe hiç kimse sana kendini “değersiz” ve “önemsiz” hissettiremez. Kötü şeyler kendiliğinden, iyi şeyler ise planlandığında olur. Planla kendini ve planla hayatını… Çünkü; iki kişi arasındaki tek fark, sahip oldukları zaman değil, bunu nasıl planlayarak kullandıklarıdır.

Ve…Şunu hiç unutma..!

Ağacın kurdu kendinden değilse ağacı çürütmez.