Herkesin Bir Çağlayanı Vardır. Ya Sizin..!

“Ne aradığını bilmeyen, ne bulduğunu anlayamaz

İlhan Ürkmez
Yazar, Eğitim Uzmanı ve Danışman

Hayatın anlamı üzerinde düşünüyordu uzun süredir. Amaçlarını, değerlerini kaybedeli çok zaman olmuştu. Başarının öyle uzağında hissediyordu ki kendisini, hayallerini bile kapatmıştı arzularına. Günü yaşıyordu sadece. İnsanlardan kaçmaya başlamıştı, çünkü giderek çok sıradan biri olduğunu hissediyordu. Yaşamak, sadece yaşamak, yalnızca nefes alıp vererek geçen koskoca bir ömür…

Kendini nehrin kıyısına atmış bunları düşünüyordu. İki metrelik bir çağlayanın yanında gözleri daldı bir an. Nehirde akan gür mavi sular, çağlayandan aşağıya beyaz köpükler halinde hızla dökülüyordu. Dışarıdan bakıldığında nehrin görüntüsü dinlendirici olsa da, akıntı çok kuvvetli idi.

Birden çok şaşırtıcı birşey oldu. Çağlayanın döküldüğü yerden bir balık sudan fırlayıp çağlayanı aşarak nehrin üst kısmına düşüp gözden kayboldu. Peşinden pek çok balığın sıçrayışını izledi şaşkın bakışlarla.

Eve döndüğünde hala kendine gelememişti. Balığın adını araştırdığında,“ sombalığı “ olduğunu öğrendi. Yüzlerce mil akıntıya karşın büyük bir dirençle hiç yılmadan yüzen, yavrularını yumurtlamak üzere büyük nehrin doğduğu yöne doğru katettiği yolda üç metrelik çağlayanları bile sudan sıçrayarak aşan sombalığı, onu çok farklı düşüncelere sürükledi birdenbire. Kendisini akıntı ile nehirde yüzlerce mil sürüklenen bir balık olarak görmeye başladı. Üstelik nehrin içinde yaşayan bir canlı olarak, nehrin üzerinde bir başka yaşam olduğunu da idrak edemiyordu.

O andan itibaren kendi çağlayanlarını düşünmeye başladı. Atladığı her çağlayanı, yükselişini, geleceğini gördü hayalinde.

Aynı anda pekçok farklı yönde akıntıya sahip nehirlerde yaşıyoruz. Nehre düşmüş bir yaprak parçası gibi sürüklenmeye bırakıyoruz kendimizi çoğu kez. Nehir, güçlü akıntısıyla yatağını aşındırdığı gibi, zaman da birşeyler alıp gidiyor hayatımızdan sürekli. İdeallerimizin, amaçlarımızın, hayallerimizin bilincinde olduğumuz vakit güçlü akıntılara karşı koyabiliriz. Ne uğurda yaşadığımızı bilmek, kendi çağlayanlarımızı bulmak zorundayız. Ne aradığını bilmeyen, ne bulduğunu anlayamaz çünkü…Ancak o zaman hayallerimizdeki  dünya, gerçek geleceğimizde şekil bulacaktır.

Herkesin bir çağlayanı vardır. Ya sizin ..!

Hayatı yapanda, bozan da sizin sahip olduğunuz zihin yapınızdır. Bir işi başarmaya olan yeterlilik inancın yüksekse olaylara güvenle yaklaşırsın, düşükse, çözümden daha çok probleme odaklanırsın.

Her iki durumda da farkında olarak yada olmayarak sen kendi hayatını ya yaparsın yada bozarsın. Bu iki sonuçtan hangisinin gerçekleştiğini ise ancak yaptıktan sonra veya bozduktan sonra anlarsın.

W.Sheksper`den her okuduğumda beni sarsan çarpıcı bir alıntı ile yazımı bitirmek isterim.

“İnsanların çoğu,
kaybetmekten korktuğu için sevilmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, rededilmekten korktuğu için.
Yaşamaktan korkuyor, dünyaya gelişinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.”

 

Not:
Sombalığı: Salmoniformes takımı üyesidir. Dirençleri ve hedeflerine ulaşma dürtüleri olağanüstüdür. Bazen yüksekliği üç metreyi aşan çağlayanları sıçrayıp aşmak zorunda kalabilirler, ama yeni kuşağı oluşturmak için şaşmaz bir doğrulukta yumurtadan çıktıkları yere ulaşırlar. ( AnaBritannica Cilt 19, s.15-16 )