Her Değişim Aslında Bir Fırsattır

“21.yüzyıl iş dünyası`n da her şirket ve her insan için geçerli olan `en büyük gerçek` bu cümlenin devamında ki satırlar da ve bu yazının satır araların da gizlidir ve tekrar tekrar okunarak düşünülmelidir; Mevcudu terketmezsen eğer, yeni bir dünya yaratamazsın.Sürüden ayrılmazsan eğer, ne yapabileceğini keşfedemezsin.Değişmez ve gelişmezsen eğer, kendini geleceğe taşıyamazsın. Değişmek için cesaret göstermezsen eğer, ataleti yaşar esarete düşersin.Bu durumda sonuçlar senin için hiç değişmez ve  sen, olan biteni sadece seyredersin.”

İlhan Ürkmez
Yazar, Eğitim Uzmanı ve Danışman
ilhanurkmez@yahoo.com

Hız`ın “Tanrı”, Zaman`ın “Şeytan, Atalet`in “Günah” ve değişimden uzakta kalmanın “Ölmek” demek olduğu 21.yüzyıl iş dünyasında şirketler hızlanmak için vites büyütürlerken, çalışanlardan da vites büyütmeleri beklenir. Bu sebeple; “daha hızlı olma” yarışında olan hiç bir şirket, “daha yavaş” çalışan hiç bir elemanını kendi bünyesinde bulundurmayı istemez, hızına ayak uyduramayan ve vites büyütmeyen çalışanlarını beklemek için hız düşürmez ve vites küçültmez.

Aynı durum hiç kuşkusuz işin uzmanı çalışanlar için de geçerlidir ve işin uzmanı profesyoneller hızlanmak için vites büyütürlerken, çalıştıkları şirketlerin de vites büyüterek hızlarını artırmalarını beklerler. Bu sebeple; değişim odaklı olupta fark yaratmayı düşünen ve “daha hızlı” olmaya çalışan hiç bir profesyonel, kendisi vites büyütürken hızlanmayan ve vites büyütmeden iş yapmayı amaç edinerek değişmeye direnen, mevcudu koruyarak yaşamını sürdürmeye çalışan ve işini eskiden olduğu gibi yaparak hep ve sürekli “aynı sonuçları” almayı başarı sayan bir şirkette uzun süre kalamaz.

21.yüzyıl iş dünyasında şirketler ve şirketlerdeki çalışanlar, özellikle de yönetim pozisyonundaki sorumluluk sahibi orta ve üst düzey yöneticiler değişimi anlayarak değişmek, şirketlerinin iş yapış tarzlarını profesyonelleştirmek ve kurumsallaşarak şirketlerini sistemleştirmek zorundadırlar. Çünkü; oyun kuralına göre oynanırsa başarı elde edilir ve ancak o zaman elde edilen başarı süreklilik kazanır. Tersi bir durum bugünün başarısını yarınlara taşımaz ve başarısızlık sonuç olunca da yapılması gereken yapılması gerektiği zamanda ve yapılması gerektiği gibi yapılmadığı için ataletten kurtulmak istenilse de kolay olmaz.

Bugünün iş dünyası her geçen gün vites büyütürken ve hızını artırırken, yaptığı işi daha hızlı, daha fazla ve daha yeniden yapan şirketleri ödüllendirirken, bu hızlılık içinde ayakta kalmak için vites büyüten hiç bir şirket hızını düşürerek geri de kalan hiç bir elemanını beklemez. Bu sebeple; şirketlerin ve çalışanların vites küçültme ve hızlarını düşürme gibi bir lüksleri olamaz. Çünkü; şirketler hızlarını kaybedip yavaşlayınca karlarından, çalışanlar iş yapma hızlarını düşürünce de işlerinden olurlar.

Güçlü olanın değil, değişime uyum sağlayanın ayakta kaldığı, büyük balığın küçük balığı yuttuğu dönemde değil, hızlı balığın yavaş balığı yuttuğu ve hareketsiz kalıp değişime direnenin değil, hareketli olup değişime uyum sağlayanın ödüllendirildiği dönemde yaşıyoruz.

Yoğun değişimlerin yaşandığı 21.yüzyıl iş dünyasında her hangi bir şirket eğer gelecekte de ayakta kalmak ve yaşamak istiyorsa, öğrenme ve değişim hızını içinde bulunduğu ekonominin ve bu ekonomi içindeki diğer şirketlerin öğrenme ve değişim hızına göre ayarlamak zorundadır.Böylesi bir hareket artık bir tercih değil, zorunluluktur ve başarısızlık oyunu kuralına göre oynamamanın sonucudur.

Aynı şekilde, her hangi bir 21.yüzyıl çalışanı da işinden olmak istemiyorsa, öğrenme ve değişim hızını çalıştığı şirketin öğrenme ve değişim hızına göre ayarlamak zorundadır. Diğer bir ifadeyle, 21.yüzyıl çalışanının öğrenme ve değişim hızı, içinde çalıştığı şirketin öğrenme ve değişim hızından daha küçük değil, daha büyük olmalıdır. 21.yüzyıl çalışanının çalıştığı şirket vites büyütürken kendisi vites küçültmemeli, fakat vites büyütmelidir.

Değişim odaklı olup hızlı hareket eden şirketlerin başarılı olduğu bugünün iş dünyasında, şirketi vites büyüterek 120 km. hızla giderken, hiç bir çalışan 40 km. hızla hareket edemez.

Yavaşlık şirketleri öldürür, hızlı hareket etmek ise canlandırır. Bu sebeple,  günümüz dünyasında şirketlerin yaşamaları için hızlanmaları, değişim yaratmaları için kurumsallaşmaları ve fırsatları sonuç odaklı değerlendirebilmeleri için de profesyonelleşmeleri gerekmektedir. Bunun gerçekleşmesi için de çalışanlarından işlerini daha hızlı, daha fazla ve yeniden yapmaları beklenir. Çünkü; bir organizasyonda, değişim oranı ne kadar hızlı olursa, sorunlar da o kadar hızlı gelişir, çoğalır ve başarı ile başarısızlığın arasındaki farkı belirleyen üstün nitelikli çalışanlara olan ihtiyaçta o oranda artar.

Yeni yüzyıl iş dünyasının değişim sürecinin artık öncesinden çok farklı bir “besin piramidi” vardır.Bu sebeple; “değişim” ve “hız” kavramlarının bir kelime olmaktan çıkarak sonucu belirlediği böyle bir “besin piramidi” içinde her insan ve her şirket  “evrimsel yerini” yeniden belirlemek, değişimlere uyum sağlayarak piramitteki yerini yükseltmek zorundadır. Çünkü; 21.yüzyıl da, bu yüzyılın değişimlerine uyum sağlamayı öğrenen ve evrimleşerek değişen şirketler ve insanlar hayatta kalacaktır. Fakat, evrimleşmeyip değişime uyum sağlayamayan şirketler ve insanlar ise yok olacaklardır. Bu sebeple, şirketler bugün dünden, yarın ise bugünden daha hızlı olmak, işin uzmanı profesyonelleri bünyelerine katarak profesyonelleşmek ve değişmek zorundadırlar.

Mevcudu veri kabul ederek düzenin dışına çıkmamak ve değişime direnç göstermek, ağır bir ameliyat geçirmiş ve yoğun bakımda yatan bir hastanın fişini çekmeye benzer. Bu sebeple, bugünün iş dünyasında ki her şirket kurumsal ve her çalışan kişisel değişiminin sorumluluğunu üstlenerek  vites büyütmesini sağlayacak gelişimi yapmak ve değişime hızlı bir şekilde adapte olmak zorundadır.

Şiddetli rekabet dünyasında ayakta kalabilmenin artık bir tek yolu vardır;            o da mevcudu terkederek değişmek, değişerek gelişmek ve hızlı olmaktır. Çünkü; mevcudu terk etmeden ve içinde olduğunuz mevcuttan kopmadan değişemezsiniz ve başarıyı yakalayamazsınız. Değişim; mevcudu koruyarak konfor bölgesinde kalan şirketleri ve insanları tarih yaparken, cesaret gösterip değişerek ve değişime uyum sağlayan mevcudu terk eden şirketleri ve insanları ise başarıya taşır. Değişmeden mevcudu koruyarak ayakta kalabilmek artık bir başarı değil, sonucu önceden belli bir başarısızlıktır.

Değişim bir tehdit değil, fakat fırsattır ve gerekli donanımda olan işin uzmanı profesyonellerle hareket ederek değişimi gerçekleştiren şirketler ve kurumlar kendilerini geleceğe taşır ve ancak o zaman başarıyı yakalayarak servet yaratır.