İlhan Ürkmez

Kişisel Gelişim Dergisi Şubat 2007

Başlangıçta sadece bir kitap olan “Ben Bir Mucizeyim”in aslında kendisi olduğunun farkına varıyor kitabı bitirdiğinde. Kitaptaki anlatılan her şey gerçek ve yaşanmış şeylerdir. Gerçek hayattan öykülerle ve insanı sarsan değişime ve gelişime davet eden güncel bilgilerle, ayağı yere sağlam basan bir kitap; Ben Bir Mucizeyim.

Eğitim sadece kişisel gelişim için yeterli midir peki?

Sadece eğitim kişisel gelişim ve değişim için yeterli değildir fakat gereklidir. Bir romanın, bir şiirin, bir resmin, bir olayın, herhangi bir olay karşısında takınılan bir tavrın, yönlendirici bir konuşmanın, bir davranışın, bir oyunun ya da bir cümlenin, bir insanın hayatını değiştirebileceğini unutmamak gerekir. Önemli olan bu tür durumlarda, doğru zamanda, doğru yerde ve doğru kişiyle olmayı başarabilmektir. Kişisel gelişim isteği insanın içinden gelmeli ve yine bu istek içinde olanlarla beslenmelidir. Kişi buna hazırsa o kişi için katıldığı her eğitim, okuduğu her kitap, karşılaştığı her sorun, izlediği her film, yaşadığı her olumsuzluk, o kişiyi kişisel değişim yolculuğunda hep ve sürekli bir üst basamağa fırlatır. Önce sen hazır olmalısın. Kişisel değişimin için istek duymalı, cesaret göstermeli ve bir uğraş vermelisin. Bu şekilde sen hazır olunca bu amaca hizmet eden herşeyin teker teker karşına çıktığını görürsün. Çünkü; sen hazır olmadıkça hiç bir şey senin için hazır olmaz.

Ben bir mucizeyim diyen bir insan hangi niteliklere sahip olmalıdır?

Bana göre; “Ben bir mucizeyim” diyen insan;

1. Sinerji yaratır. Sinerji yaratacak davranış sergiler.

2. Yüksek duygusal zekâya sahip olup, olaylar karşısında ve baskı altında doğru karar verebilecek duygusal yetkinliğe sahiptir.

3. Kendini çalıştığı kuruma adayan, “kurumsal adanmışlık” yaşayan ve yaşatan, “kurumsal bağlılık” içinde çalışan kişidir.

4. Amaca yönelik davranışlar içinde olan, her davranışın bir sonuç olduğunu bilen, içinde yaşadığı koşulları ve çevreyi kendi hayat amacı doğrultusunda kontrol ederek yöneten ve sonucundan memnun kalacağı seçilmiş davranış sergileyen kişidir.

5. Belirsizliğe karşı hareket geliştirebilen, iç motivasyonu yüksek, kötümser değil iyimser, sorun odaklı değil çözüm odaklı, reaktif değil proaktif olan ve yaratıcılığını kullanan insandır.

6. ilişkilerinde hep ve sürekli yanlışlara değil, doğrulara odaklanan ve ikna kültürünü değil, uzlaşı kültürünü benimseyen insandır.

7. Birlikte olduğu kişilerde ve yöneticiyse yönettiği kişilerde “iyi duygular” uyandıran, ilişkilerinde seçilmiş davranış gösteren, saygı görmek için saygı göstermesi gerektiğini bilen kişidir.

8. Etkili, yapıcı bir iletişim bilgisine ve becerisine sahip olan ve insanlar üzerinde sonucu değiştirecek etki yaratan kişidir. Kişisel gelişim kişinin yaşamında ne denli önemlidir? Bir insan bildikleri kadardır. Çünkü; zihin haritasının kalitesi, düşünce dünyası, davranışları ve hayata ve olaylara bakışı bildikleriyle sınırlıdır. Devamlı bir şeyler okuyup, öğrenerek, bilgi dağarcığımızı genişletip bu bilgileri uygulamaya geçirmemiz oldukça önemli kişisel gelişimimiz için. Siz eğer bugünkü işlerinizi dün yaptığınız gibi yapmaya devam ederseniz çok istikrarlı bir hayat sürersiniz çünkü dün ürettiğiniz sonuçları alırsınız.

Fakat; değişim ve gelişiminizi dondurmuş olarak her geçen gün daha gerilerde kalmaya da mahkum olursunuz.

Ben bir mucizeyim diyerek motivasyonu artırdıktan sonra, bu enerjiyi amaca uygun nasıl kanalize edebiliriz?

Beraber olduğumuz insanlara coşkumuzu aşılayarak ve olumlu olup çevremize olumlu enerjimizi yayarak, sonucundan memnun kalacağımız davranışlarımızı tekrarlayarak. Çünkü; davranışı belirleyen sonucudur. Belli bir davranışı yapma özgürlüğümüz kadar o davranışın sorumluluğunu da üstlenme yükümlülüğümüz vardır.

“Ben bir mucizeyim”i yaşamak ve yaşatmak ancak sonucundan memnun kalınan davranışları tekrarlarsak gerçekleşir. işimize ve eşimize kendimizi adayıp, seçilmiş bir hayat yaşamaya lâyık olduğumuzu düşünerek, Hayatımızı planlayarak ve planımıza uygun yaşayarak. Unutulmamalı ki kötü şeyler kendiliğinden, iyi şeyler ise planlandığında olur. işte bu sebeple iki kişi arasındaki tek fark, sahip oldukları zaman değil, bunu nasıl planlayarak kullandıklarıdır.

Hayatta geldiğimiz ya da geleceğimiz yeri tayin eden şeyin yaptıklarımızdan daha çok, yapmamız gerektiği halde yapmadıklanmız olduğu gerçeğinden hareket ederek. Çünkü; hayat her zaman yapması gerekenleri zamanında ve yapması gerektiği gibi yapan insanı ödüllendirir.

Başarılı olmak için “Ben bir mucizeyim” diyen insan nasıl hedefine ulaşır?

Başarı da, başarısızlık da çoğu zaman yalnızca kafamızın içindedir. Hep oradadır. Biz hangisini beslersek onu büyütürüz. Bu bize bağlıdır. Başarı; onu besleyene ve büyütene yakındır. Sen onu istemedikçe o sana gelmez. Başansızlık ise sen istemesen de gelir seni bulur. Başarısızlık için hareketsiz durmak yeterli iken basan için 220 kilometre hızla ilerlemek gerekir.

Başarısızlığı hareketsizlik, başarıyı ise hareket belirler. Hareket ile hareketsizlik arasındaki konumunuz başarı ile başarısızlık arasındaki yerinizi belirler. İşte bu sebepten; hareket etmek başarının yakıtıdır. Hareket etmezsen yerinde sayarsın. Yerinde sayarsan geride kalırsın. Unutmayın ki kolay vurulan kuş hareket halinde olan uçan kuş değildir, uçmayıp hareketsiz olarak yerinde duran kuştur.

Yaşam hareketi ödüllendirir. Ama inanın bana o hareketi yapanı da ödüllendirir. Eğer bir hedefiniz varsa güdümlü bir füze gibi o hedefe kilitlenirsiniz. O hedefe yönelik olarak hareket edersiniz. Fakat, eğer bir hedefiniz yoksa sadece beklersiniz. Neyi beklersiniz biliyor musunuz? Neyi beklediğinizi bile bilmediğinizi beklersiniz. Hem de hareketsiz durarak ve çevrenizde 220 kilometre hızla hareket edenleri seyrederek. Kitapta hayatı dolu dolu yaşamak için, hedefine odaklı davranış geliştirerek, hedefini gerçekleştirmek için “Ben bir mucizeyim” diyen insanın sahip olması gereken özellikleri ve yapması gerekenleri anlatıyorum. İş hayatında başarılı ve sosyal hayatta mutlu olabilmenin tılsımı, her okuyucuya; “Ben Bir Mucizeyim” diyebilmek kadar yakın.

Son yıllarda duygusal zekâ kavramı üzerinde çok durulur ve önemsenir oldu, sizce duygusal zeka, kişisel gelişimi ve başanyı nasıl etkiler?

Duygusal zekayı; kendimiz, b a ş k a l a r ı ve çevremizle başaçıkabilmeyi kolaylaştıran, duyguları tanıma, anlama ve etkin biçimde kullanma yeteneğidir, şeklinde tanımlarsak insan hayatındaki ve insanlararası ilişkilerdeki ilişkinin kalitesinin öneminin nedenlerini de çok net anlayabiliriz.

Duygusal zeka kişinin; kendini tanımasını, çevresiyle yapıcı ilişkiler kurmasını, duygularını kontrol ederek hayat amaçlan doğrultusunda enerjiye çevirmesini ve kullanmasını, hayattan zevk almasını sağlar. Duygusal zekası yüksek olan kişi sadece kendi duygularının değil iletişime girdiği diğer insanların da duygularının farkında olur. Bu farkındalık duygusal zekası yüksek insana hem kendi duygularını hem de başkalarının duygulannı kontrol etme, yönetme ve yönlendirme gücü verir.

işte bu sebeplerden dolayı duygusal zekası yüksek ve yüksek duygusal olgunluk içinde olan ve “Ben bir mucizeyim..!” diyen kişi neler hissettiğini ve bunların nedenini bilir, hissettikleriyle düşündükleri, yaptıklarıyla söyledikleri arasındaki bağlantının farkındadır. Kendine ait değer yargılarının farkındadır. Bu değer yargılarının klavuzluğunda düşünür ve davranış geliştirir. Duygusal zeka, insanların çevreyle ilişkilerini düzenlemelerine kendi kendilerini harekete geçirmelerine yardım eder. Yapılan araştırmalar, beyinsel zekanın başarıyı % 20 etkilediğini, buna rağmen duygusal zekavnın iş, çevre, aile ve sosyal hayattaki başarı konusunda daha çok belirleyici olduğunu göstermektedir.

Hatta kimi bilim adamları, kişisel başarıda, yüzde 20 beyinsel zekanın, yüzde 80 duygusal zekanın etkili olduğu görüşündedir. Yaşam her yönüyle insandan uyum bekler, kavrayış bekler ve sezgilerini kullanmasını ister.İnsana özel bu duygusal atmosferin barındırdığı beceriler doğru yerde ve doğru amaçla kullanılırsa insana güç verir ve kararlarında yanlıştan uzakta durmasını sağlar.

Başarılı olabilmek ve hayatla başaçıkabilmek için duygularımızı yönetmeliyiz. Onları denetimsiz bırakmamalıyız. Duygusal yetkinliğe sahip olarak onları uygun biçimde ifade edebilmeliyiz. Duyguianmız ile düşüncelerimiz arasında uyumu kurabilmeliyiz. Duygusal zekamızı geliştirmeliyiz. Ancak o zaman sağlıklı kararlar verebilir, daha huzurlu ve mutlu olabiliriz. Ancak o zaman “Ben bir mucizeyim” diyebilecek olgunlukta olup hayatı dolu dolu yaşayabilir ve arzu ettiğimiz başarıları yakalayarak kendi kendimizi onurlandıracağımız zaferler yaşayabiliriz.