Kişisel Gelişim Dergisi Eylül 2006Hepimizin, otomatik ve yarı otomatik davranışlarımızı yöneten bir otomatik pilota sahip olduğumuzu varsayalım. Hepimizin zihninde olan bu pilot, araba kullanmak, banyo yapmak, yemek yemek, merdiven çıkmak gibi düşünmeye ve tekrar tekrar öğrenmeye gerek duymadan, kendiliğinden yaptığımız davranışlarımızı yönetir. Kişinin herhangi bir konudaki başarısı, otomatik pilotunun doğru davranışları öğrenmesine ve sergilemesine bağlıdır.

İnsan, düşünmeyi nasıl öğrenebilir?

İlginç sorulardan bir tanesi bu… Hayat Yaymları’ndan yakın zamanda kitabı çıkan İlhan Ürkmez, işte bu sorunun cevabını veriyor. Ürkmez’e göre, öğrenmek ve düşünmek birbirini besleyen iki olgu. Peki öğrenmeyi düşünmek nasıl bir şey? İşte bu soruların cevabını İlhan Ürkmez’in ağzından dinleyelim. Yeni kitabınız çıktı. Düşünmeyi Öğrenmek diyorsunuz. Bundan kastınız nedir? İnsan, nasıl düşünmeyi öğrenir?

“Düşünmeyi Öğrenmek ve Öğrenmeyi Düşünmek”kitabımı kurgularken, üzerinde en çok düşündüğüm konu buydu. Öğrenme ile ‘düşünme arasındaki ilişkiyi irdelemek istedim. Aslında birbirini besleyen ve çoğaltan bu iki olgudan nasıl bir sinerji yaratabilirim, diye kendime sordum ve bu sorunun bende merak uyandıran cevabını bulmak üzere bir yolculuğa çıktım. Bu sebeple, kitabımın birinci bölümünü beyni tanıtan ve onun yapısıyla birlikte çalışma prensiplerini anlatan bir bölüm olarak tasarladım.

Düşünmeyi Öğrenmek olarak adlandırdığım birinci bölümde, düşünme etkinliğinin beynin tanınmasıyla ve çalışma prensiplerinin bilinmesiyle arttırılabileceğini göstermek istedim. Örneğin, sayısal işlemler yaparken ya da mantıksal düşünürken, beynimizin sol kısmının daha aktif çalıştığını fakat resim yaparken ya da boyutsal işlerle meşgulken ve yaratıcı düşünürken de beynimizin sağ kısmının daha aktif çalıştığını ilk öğrendiğimde, ben çok heyecanlanmıştım. Bu bilgilerle ilk defa tanışan okuyucularımın da, aynı heyecanı yaşayacaklarından eminim.

Bilgiyi taşıyan hamal olmamalı…

Kitabımın ikinci bölümü ise Öğrenmeyi Düşünmek adını taşımakta. Birinci bölümde anlatılan bilgiler ışığında, öğrenme işlevinin nasıl gerçekleştiğini ve nasıl daha iyi olabileceğini yine beynin çalışma prensiplerinden hareketle açıklamaya çalıştım. Böylece, düşünmeyi öğrenebileceğimiz gibi, daha iyi ve daha etkili olacak şekilde öğrenmeyi de düşünerek öğrenebileceğimizi göstermeye çalıştım. Şimdi sizinle ufak bir çalışma yapalım.

Öncelikle bana lütfen 3×3’ün kaç ettiğini söyleyin? dedi.

• 9 eder.

• Cevabınız doğru. Evet, 9 eder.

Şimdi de 15 adet atın yer aldığı bir resmi gözünüzün önüne getirin. Resimdeki atlardan birinin bir ayağı kırık, yani yok. Söyler misiniz bana, bu resimde kaç adet at ayağı vardır? • 60 ayak var.

• İyi düşündünüz mü? Son kararınız mı? Bu soru karşısında bir an için duraksadım. Atlardan birinin bir ayağı yoktu, şimdi hatırladım. 59 ayak var. dedim.

• Bu ufak çalışmada, ne olduğuna gelin birlikte bakalım. İlk sorum çok kolaydı ve sadece beynin sol tarafını ilgilendiren bir sayısal işlemdi. Bu sorunun cevabını hemen söylediniz. Fakat, ikinci sorunun cevabını söylemek o kadar kolay olmadı. Neden? Çünkü bu sorunun cevabını bulmak için, beynin her iki tarafının da işlemesi gerekecektir.

Beynin sol tarafı matematiksel işlemi yaparken, sağ tarafı da resim içindeki at resimlerine odaklanacaktır. Her atın 4 ayağı var, 15×4=60 ayak eder. Fakat atlardan birinin sadece bir ayağı yoktu. Bu durumda 60-1 = 59 ayak olur. Böylesi bir cevabın bulunmasında, beynin her iki tarafı da ortaklaşa çalışacaktır. Matematiksel işleri, beynin sol tarafı yaparken, görsel olarak atların resimlerini düşünmeyi ve her atın da 4 ayağı olduğu bilgisini, beynin sağ tarafı at resminden hareketle bulacaktır.

İlginç değil mi?

Biz bunu öğrenmiştik

Sizce zihinsel okur-yazarlık konusunda neredeyiz? Nerede olmamız gerekir? Bugüne kadar çok farklı ortamlarda, üniversitelerde, özel okullarda, şirketlerde binlerce kişiye konuşma yaptım ve birçok farklı konuda eğitimler verdim. Özellikle şirketlere yönelik verdiğim eğitimlerde, anlattığım birçok konu hakkında katılımcıardan “Biz bunları üniversitede görmüştük”, “Biz bunları öğrenmiştik” gibi cümleleri çok duydum.

Bu neyi gösteriyor? Öğrenilen bilgilerin hayatta kullanılmadığını ve nasıl kullanılacağının da maalesef okullarda öğretilmediğini gösteriyor. Alfabeyi öğrenmek ve okur-yazar olmak artık günümüzde yetmiyor. Bugünün dünyası, okuduğunu anlayan, anladığı ile zihin haritasını değiştiren ve düşünceleriyle farklılığını ortaya koyan bir insan istiyor. Bilgi, bizim adımıza düşünemez.

Öğrenilen bilgi, zihnimizde bir harekete sebebiyet vermeli ve davranışımızı olumlu yönde değiştirebilmelidir. Eğer ben, öğrendiğim bilgiyi hayatımda kullanmayacaksam, davranışıma yansıtmayacaksam ve zihin haritamın daha kaliteli olmasını sağlayarak, zihinsel okur-yazarlık kalitemi arttırmayacaksam bu durumda ben. o bilgiyi taşıyan bir hamalım demektir.

Zihinsel okur-yazarlığı yüksek olan kişi. öğrendiği bilgileri taşıyan hamal değildir. Öğrendiği bilgileri kullanan, bu bilgilerden hareketle fark yaratan insan olmalıdır. Kitabınızda, okuyucunun kendisi ile ilgili doğru soruyu bulmasını ve kendisine sormasını istiyorsunuz. Doğru soruyu bulması ve sorması okuyucuya ne getirecektir? Nasıl ki her insan, birbirinden farklı ise aynı şekilde her insanın gelişmesine, değişmesine katkıda bulunacak ve onu bulunduğu yerden alıp daha yüksekte bir yere fırlatacak soruları ve cevapları da farklıdır.

Her soru, bir cevap ve her cevap bir sorudur aslında. Önemli olan, kişiyi bulunduğu yerden daha ileriye fırlatacak ve onun daha iyi olması adına onda değişim yaratacak doğru soruyu, doğru zamanda bulması ve sormasıdır.

Örneğin, benim beynim nasıl işliyor? Bilgiyi nasıl alıyor, di ğer bilgilerle nasıl bağlantı kurulmasını sağlıyor ve sonrasında da bu karmaşık işlemlerden sonra ortaya çıkan, diyelim ki bir konudaki düşünceyi nasıl ortaya çıkarıyor? Bu soruları kendime sormak için, ben neden bu kadar beklemiştim, bilmiyorum. Oysa bu ve benzeri soruların orta öğretimde sorulması ve cevaplanması gerekir. Bu ve benzeri soruları sormak, kişinin düşünce dünyasına kalite getirir. Alacağı kararlarda daha tutarlı olmasını sağlar.

Kitabımın daha ilk sayfalarında belirttiğim gibi, insan ömrünün yaklaşık 16 yılı, eğitim ve öğretimle geçiyor. Bu 16 yıl boyunca, 15 bin saatten fazla eğitim almış oluyoruz. Bu süre içinde maalesef, “Nasıl daha iyi öğrenebiliriz?” konusunda bir saat bile eğitim alamıyoruz. Esas öğrenmeyi sağlayan beynimiz hakkında, kitabımda anlatmaya çalıştığım tarzda bilgileri öğrenemeden hayata atılıyoruz.

Öğrenme tarzları Kitabınızda, farklı öğrenme tarzlarından bahsediyorsunuz. Bunları bilmek insana ne kazandırır? Beynin yapısını ve çalışma prensiplerini bilmek, nasıl öğrendiğini ve daha iyi nasıl öğrenileceğini bilmek önemlidir. Kitabımda, özellikle ilk bölümde bu konuları anlatıyorum. İkinci bölümde ise, sizin sorduğunuz soruya cevap arıyorum.

Bu bölümde anlattığım gibi farklı öğrenme tarzları vardır: Görsel, işitsel ve dokunsal öğrenme tarzları. Bu öğrenme tarzları, aslında kişinin beyninin çalışmasından doğmaktadır. Her öğrenme tarzı, her insanda mevcuttur fakat bazı insanlarda bu öğrenme tarzlarından birisi ya da birkaçı daha aktif olabilir. Bu sebeple, bazı insanlar görerek daha iyi öğrenebilirken, bazı insanlar da dinleyerek ya da öğreneceği konu ne ise yaparak daha iyi öğrenme yapabilir. Bu doğaldır. Bu öğrenme tarzlarını bilmek ve hangi öğrenme tarzı ile daha iyi öğrendiğinin farkına varmak, kişinin öğrenme etkinliğini arttırır.

Etkin öğrenme nedir? Etkin öğrenmede nelere dikkat edilmesi gerekir?

Etkin öğrenme, öğrenme aşamasında kişinin öğrenme işini en aktif şekilde yapmasıdır. Beynin, öğrenme ve bilgiyi beyne kaydetme sürecine uygun olacak biçimde hareket ederek, öğrenme tarzına en uygun şekilde öğrenme faaliyetinde bulunulmasıdır.

Kümülâtif bilgi düzeyi diye bir kavram ileri sürüyorsunuz. Bunu açıklar mısınız? Kişinin öğrenmesi ile nasıl bir ilişkisi var? Kümülâtif bilgi, kişinin sahip olduğu bilgi seviyesini göstermektedir. İnsanları birbirinden farklı kılan tek şey, onların genetik özellikleri değildir. Aynı zamanda, dünyaya geldikleri andan itibaren dış dünyadan öğrendikleri bilgi de çok ciddi bir farklılık yaratır.

Bir sınıfta ders alan 40 öğrenciyi düşünün. Bu 40 öğrenci aynı sınıfta, aynı zaman diliminde ve aynı öğretmenden ders aldıkları halde ve aynı sınava girdikleri halde hepsi birbirinden farklı notlar alabiliyorlar.

Neden? Çünkü, her birinin beyin yapısı ve kümülâtif bilgi seviyeleri farklı da ondan. Beynin işleyişi, temelinde düşünürsek bilgi bilgiyi çeker. Diğer bir ifadeyle, yeni öğrenilen bilgi beyinde daha önce öğrenilmiş bilgilerle ne kadar çok benzerlik ve ilişki kurarsa, o bilginin beyinde öğrenilmiş bilgi olarak kalması ihtimali artmaktadır.

Bu durumu, kitabımda “Beynin çalışması ve hafıza” konusunu anlattığım bölümde detaylı olarak örnekleriyle anlatıyorum. Sonuç olarak g e l i ş m i ş beyne sahip olan ve çok y o ğ u n bir şekilde be yin ağını oluşturmuş kişi, sahip olduğu kümülâtif bilginin çokluğu sebebiyle, hem daha kolay öğrenebilir ve hem de daha varatıcı olabilir.

Bir de içimizdeki otomatik pilottan bahsediyorsunuz. Kişiyi başarıya götürecek otomatik pilottan nasıl istifade edebiliriz?

Hepimizin otomatik ve yarı otomatik davranışlarımızı yöneten, bir otomatik pilota sahip olduğumuzu varsayalım. Hepimizin zihninde olan bu pilot, araba kullanmak, banyo yapmak, yemek yemek, merdiven çıkmak gibi düşünmeye ve tekrar tekrar öğrenmeye gerek duymadan, kendiliğinden yaptığımız davranışlarımızı yönetir. Kişinin herhangi bir konudaki başarısı, otomatik pilotunun doğru davranışları öğrenmesine ve sergilemesine bağlıdır. Söz konusu öğrenme, dört adımda veya durumda gerçekleşir:

1. Kişinin ne öğrenmesi gerektiğini bilmediği durum.

2. Kişinin ne öğrenmesi gerektiğini bildiği durum.

3. Kişinin ne öğrendiğini bildiği durum.

4. Kişinin öğrendiğini yaptığı ve uyguladığı durum.

Önümüzdeki günlerde yeni kitap projeleriniz var mı?

Evet, Hayat Yaymları’ndan yeni bir kitabım daha çıkacak. “Ben Bir Mucizeyim” adını taşıyan bu kitabım için çok uğraş verdim. Yazım ve anlatım dili olarak ve içerdiği konular itibariyle çok farklı ve ilgi uyandıracağını düşündüğüm bir kitap oldu. Muhtemelen yeni sezonda yayınlanacak.