İlhan Ürkmez

Katiad Dergisi Kasım 2007

BİR ŞİRKETİN BAŞARISINI VEYA BİR ÜLKENİN EKONOMİK REFAHINI BELİRLEYEN SİHİRLİ BİR GÜÇTÜR

“Girişimci; risk almaktan korkmayan, hızlı karar verebilen, yapacağı iş için kararlı olup en yüksek seviyede azim gösteren ve bu yönde davranış sergileyen kişidir. Bu sebeple; bir şirketin başarısı veya bir ülkenin ekonomik refahı, o şirkette veya toplumda yüksek başarma güdüsüne sahip girişimci kişilerin sayısı oranında artış gösterir. ”

Girişimcilik kelimesi ilk kez ortaçağda kullanılmış olup “iş yapan” anlamına gelen “Entreprender” kökünden geldiği belirtilmektedir. Kelimenin içerdiği anlam, zaman içinde değişime uğramış ve günümüzde risk alma, yenilikleri yakalama, değişim yaratma ve fırsatları değerlendirme anlamlarını içine alan bir durumu ifade eder hale gelmiştir.

Girişimcilik kelimesine yüklenen anlamlardan anlaşılacağı üzere girişimcilik sadece kişinin kendi işini kurması değil, mevcut işini revize etmesi, yeni bir sektöre açılması veya çalıştığı şirkette değişim ajanı gibi çalışıp gelişim odaklı değişim yaratması olarak da tanımlanabilir. Türk toplumu girişimcilik ruhunun tüm toplum kesimlerine yayılmadığı girişimci bir toplumdur. TUSİAD tarafından yapılan bir araştırmada çeşitli ülkelerdeki girişimci oranlan değerlendirilmiş ve Türk toplumunda belirttiğim türden girişimcilik ruhunun sanılanın aksine yaygın olmadığı görülmüştür.

TUSİAD”m bu raporuna göre her 100 yetişkin içindeki girişimci oranı bazı ülkelerde şu şekildedir; Meksika 18.7, Güney Kore 15, İrlanda 12, ABD 11.7. İngiltere 7.7, İsrail 6 , Japonya 5.1, Türkiye 4.6.

Türk toplumundaki girişimcilik oranının düşük çıkmasını araştırmacılar Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısına bağlamaktadırlar. Onlara göre Türk toplumu risk almaktansa, memurluk gibi garantili ve durağan işleri tercih eden bir özellik taşımaktadır. Türk toplumunun işe bakışına ve üretkenliğine bakınca bu saptamanın yanlış olduğunu söylemek zordur.

Diğer taraftan Türkiye” de yapılan bir diğer başka araştırmanın verilerine göre Türk toplumunun bir girişimcide olmasını beklediği ilk on özellik önem sırasına göre şöyle ortaya çıkmaktadır;

Risk alabilme, Özgüven, Yaratıcılık, Liderlik, İletişim Becerileri, Planlama ve Organizasyon Yeteneği, İkna Kabiliyeti ve Sonuç Odaklılık, Doğru Ekibi Kurma, İnisiyatif Alabilme, Yöneticilik Becerileri.

Kazakistan gibi gelişmekte olan ülkelerde girişimciliğin oynadığı rol çok daha büyüktür. Çünkü; girişimcilik, daha önce var olmayan bir ekonomik yapı yarattığı gibi var olan bir ekonominin de canlanmasını, gelişmesini ve kendi kendine yeterli olabilmesini sağlar. Girişimcilik yeni iş yapma tarzları ve yeni teknolojilerle toplumu tanıştırır. İyi organize olmuş ve doğru işte ortaya konulan girişimcilik hem içinde bulunduğu sektöre hem de topluma yön verebilir. Yeni iş sahalarının açılmasını sağlayabilir.

Böylece; girişimcilik, ülkenin istihdam hacmini arttırarak ülkenin ekonomik kalkınmasına hız kazandırabilir. Kazakistan ile ilgili olarak her 100 yetişkin içindeki Kazak girişimci oranını b i l m i y o r u m . Kazak toplumunun bir girişimcide olmasını beklediği özelliklerin neler olduğunu da b i l m i y o r u m . Ama toplumlarımızın benzerliğinden hareket ederek Türkiye için geçerli olan verilerin K a z a k i s t a n için de geçerli o l a b i l e c e ğ i n i düşünüyorum.

Busebepleışirket sahibi veya üst düzey şirket yöneticisi Kazak arkadaşlarımın bu verilere dikkat etmesi gerektiğini belirtiyorum. Özellikle işe adam alırken doğru kişileri seçmeleri ve doğru yere doğru kişiyi yerleştirmeleri ne kadar önemliyse aynı şekilde şirket içi eğitimlerle bu kişilerin gelecek için yetiştirilmeleri ve bir girişimcide olması gereken biraz önce önem sırasına göre verdiğim yetkinlikleri çalışanlarına kazandırmaları da o kadar önemlidir. Çünkü; doğru yere doğru insanla gidilir. Doğru yere yanlış insanla gidilmez.

Çalışanların girişimci olmalarında yöneticilerin belirleyici bir rolü vardır. Bir yöneticinin görevi, kendiliğinden gerçekleşmeyecek bir şeyin olmasını sağlamaktır. Girişimci yönetici, şirketinde girişimci davranış üretilmesini sağlar.

Girişimci ruhlu insanlar, çevreyi doğrudan değiştirmek için bir hareketi başlatma ve sürdürme eğilimindedirler

Bir şirketin başarısı veya bir ülkenin ekonomik refahı, o şirkette veya toplumda yüksek başarma güdüsüne sahip girişimci kişilerin sayısı oranında artar. Çünkü; girişimci insanlar, çevresinde değişime neden olacak bir etki yaratmak için harekete geçen insanlardır. Bu sebeple; girişimci kişiler ya kendi işlerini kurarlar, ya bir değişime önderlik ederler, ya da büyük kuruluşların içinde sorumluluğu yüksek görevleri kabul ederek üst düzey yönetici olarak girişimci faaliyetlerde bulunurlar. Bu tür kişiler bir değişim ajanı gibi çalışıp başarıyı geleceğe yönelik ve değişim yaratmakla eşanlamlı görürler. Yaptıkları yeniliklerle, yeni iş yapma biçimleriyle ve yönetim tarzlarıyla şirketin gelişimine, yenilenmesine, kurumsallaşmasına ve profesyonelleşmesine katkıda bulunurlar.

Girişimci ruhlu insanlar, çevreyi doğrudan değiştirmek için bir hareketi başlatma ve sürdürme eğilimindedirler. Bu kişiler, koşullar tarafından kısıtlanmaya razı olmazlar: fırsatları fark eder, inisiyatif kullanarak harekete geçer ve istediğini elde edinceye kadar sebat ederler. Kendi davranışları sonucunda şartları değiştirebileceklerine dair bir inanç taşırlar. Tam da bu nedenle girişimci eylemlere doğru yönelirler.

Girişimci olmayan kişiler ise kendilerini rüzgara bırakır, rüzgarın onlara insaflı davranması için dua eder ve başlarını suyun üstünde tutmaya çalışırlar. Girişimci olmayan yöneticiler çalıştıkları şirkette “yatan mutlular” olarak bilinirler. Çalıştıkları şirketi çok sevdiklerini söylerler ama “şirket için” ve “daha iyi için” hiç bir şey yapmazlar. Aynı durum hiç kuşkusuz ülkeler ve toplumlar için de geçerlidir. Bir toplumda ne kadar çok “yatan mutlular” varsa o toplumda girişimci sayısı da o kadar düşüktür. Fakat, girişimcilikle elde edilecek başarı oranı ise muazzam derecede yüksektir.

Bu yazımda bir şirket ve bir ülke için hayati derece de önemli olan girişimciliği irdelemeye çalıştım. Gerek Kazakistan da şirket sahibi Türk arkadaşlarımın gerekse Türk veya Kazak yönetici arkadaşlarımın yönettiği şirketlerine ve Kazakistan’ın geleceğine sihirli bir gücü kendi pratiğinde barındıran “girişimcilik penceresi”nden bakarak kendilerince işe yarayacak sonuçlar çıkarmalarını istedim.

Özellikle işe alınmış çalışanlara eğitimler yoluyla kazandırılacak yetkinlik, tutum ve becerilerin, işe alınacak kişilerde aranması gereken becerilerin ve davranışların neler olması gerektiği konusunda yönlendirici nitelikte bilgiler paylaştığımı düşünüyorum. Ne demiştik; doğru yere doğru insanla gidilir.Doğru insan bu yazıda anlatılmaya çalışılan “girişimci” insandır.